Included page "theme:area01" does not exist (create it now)
Mikail Gökyüzünden İner mi?
("Evet, iner.")
Fazla lüks olmayan bir ev, gerçekliğin dışında süzülüyor, bir büyü ile gerçekliğe bağlanmış kapısı ile beraber. Evin içerisi normal dizayn edilmiş gibi duruyor, tek anormal görünen şey, salonun ortasında ki pentagram. Kan ile çizilmiş gibi duruyor… Kimin kanı olduğunu anlamak çok zor gelmiyor.
Somewhere Someone, bir kaç tane Archangels Biriminin Koruyucu İlahlar Timinin askeri ile pentagramın etrafında duruyor. Somewhere Someone, pentagram'a yaklaşıyor ve "Gök yüzü bizi duysun, melekler kükresin, Mikail gökyüzünden sapa-salim insin" diyor. Bunun üstüne, mumlar sönüp geri yanıyorlar, fakat bu sefer kutsal ateş ile, başka bir varlığın hissiyatı çoktan gelmiş gibi duruyor. Bir kaç dakikalık sessizliğin ardından, kapı sessizce açılıyor. Mikail, içeriye giriyor.
Somewhere Someone, yüzünde bir gülümseme ile, elindeki konfetiyi, Mikail'in yüzüne doğru patlatıyor. "Bu kadar çabuk gelmeni beklemiyordum. Biliyorsun ya, 7 kat falan…". Dalga geçtiği çok belliydi, korkmuyor gibiydi ama korkuyordu, karşısındaki şey, kendisinin 2-3 katı kadar büyüktü.
Mikail, "Burası Athena değil. Nereye getirdin beni?" dedi. Sırtından çıkan dokunaçlar büyüleyici ama tehlikeliydi. Anlatılarda söylendiği gibi, yüzü bir gölge tarafından kapanıyordu, elinde alevli bir kılıç tutmaktaydı. "Bana cevap ver insan!" diye bağırdı, sesi korkutucu ve yılların tecrübesi ile oluşmuş gibi duruyordu.
Somewhere Someone, bir adım geri atar, kahve masasının üstünde duran keman çantasına doğru eli gider. "Şuanda gerçeklik dışında, gerçek hayata bir büyü ile bağlanmış olan evimdesin. Bu evde, herkes ölümlü. Sen bile.". Somewhere Someone korkuyordu fakat meydan okumaya devam ediyordu.
Mikail, "Sen sadece bir ölümlüsün, küçük adamların ve oyuncakların beni durduramaz" dedi, biraz kükreme ile karışıktı, sinirlenmişti. Alevli kılıcını saldırı pozisyonunda tuttu ve ileriye doğru, dokunaçlarının yardımı ile atıldı. Koruyucu İlahlar Timinin askerleri, Mikail'e ateş açtı fakat hepsi kısa ömürlüydü, hepsi dokunaçlar tarafından öldürüldü. Son kalan askeri, tüm dokunaçlar sardı ve tam askeri ezecekken, asker kendisine içli-dışlı bağladığı bombaları patlattı, bu bombalar, gerçekleştirici parçası içerdiği için, dokunaçlar yenilenemeyecek şekilde hasar gördü ve eridiler. "SENİ GÜNAHKAR ŞEREFSİZ!" dedi Mikail.
Somewhere Someone, kahve masasının üstünde duran keman çantasını açar ve bir pompalı tüfek çıkartır. "En azından, gerçekleştirici parçaları sana hasar verebiliyormuş. Eğer kanıyorsan, ölebilirsin.". Somewhere Someone, kendisine doğru atılan Mikail'e ateş etti, çıkan gerçekleştirici parçaları, Mikail'in zırhını deldi ve göğsünde bir kaç yara açtı.
Mikail, göğsünden akan kana baktı ve sinirden eli titremeye başladı. Ayağa kalktı ve tüm gücü ile, ilahi bir hızla Somewhere Someone'a atıldı ve onu havaya kaldırıp yere fırlattı. Kılıcını saplamak için harekete geçti.
Somewhere Someone, kılıç darbesinden son anda kaçtı, kenara yuvarlanmıştı, yere batırılan kılıca baktı, anlından bir kaç damla ter akmıştı, hızlıca ayağa kalktı ve pompalı tüfeğindeki mermileri yeniledi ama ateş etmek için geç kalmıştı.
Mikail, pompalı tüfeğe, elinin tersi ile vurdu ve pompalı tüfek, Somewhere Someone'ın elinden fırladı ve yere düştü, bunun üstüne Mikail, Somewhere Someone'ın göğsüne yumruk attı ve Somewhere Someone duvara doğru savruldu, yumruk ile çıkan enerji dalgası, evin sallanmasına sebep oldu.
Somewhere Someone, kendisine doğru yaklaşan Mikail'e karşılık vermek için, yerde duran mum tabağını aldı ve kendisine atılan Mikail'in gözüne soktu mumu, erimiş mum kalıntıları yüzünden, mum Mikail'in yüzüne yapışmıştı ve Mikail acı çekiyordu. "Sen nasıl Tanrı'nın şampiyonusun? Sahte falan olmalısın." dedi **Somewhere Someone, bunun üstüne ise, yerdeki pompalı tüfeğine doğru koşup, yerden aldı ve Mikail'e ateş etti, sonra tekrar ve tekrar.
Mikail, aldığı ağır yaralardan ve önünü göremediğinden dolayı, daha fazla sinirleniyordu. Dengesini bile artık doğru düzgün kuramıyordu. Kılıcını, iç güdülerine dayanarak savurmaya başlamıştı ve bir kaç savurmadan sonra, kılıç en sonunda bir şeyi kesmişti. Pompalı Tüfeği.
Somewhere Someone, elinde kalan pompalı tüfeğin yarısına baktı ve daha sonra onu, Mikail'in kafasına fırlattı ve arkasına gidip, sırtına atladı. O'nu boğmayı deneyecekti, başka şansı yoktu. Ya burada bitirecekti, yada ölecekti ve ölmeye niyeti yoktu. "Seni öldüreceğim!" diye bağırdı Somewhere Someone.
Mikail, devasa eliyle, Somewhere Someone'ı tutup yere yapıştırdı ve kılıcını havaya kaldırdı. Bu sefer darbeyi doğru yere indireceğine emindi. Kördü ama hala görüşü engellenmemişti. Bir kaç saniyelik hesaplama sonucu, kılıcı yere doğru savurdu…
Somewhere Someone, olabildiğince kenarıya kaymayı denemişti, fakat kılıç darbesi, bu sefer kötü bir sonuç oluşturmuştu. Somewhere Someone'ın sağ elini kesmişti. Somewhere Someone acı içinde çığlık attı, etrafa kanı sıçrıyor, gözünden yaşlar akıyordu. Sol eliyle, arka cebinden altıpatlarını çıkardı ve bir kaç tur Mikail'e ateş etti ve ondan uzaklaştı. Bir kaç çekmece açtı ve birisinden çıkardığı bir enjektöre iğne taktı. Enjektörün içinde, sürekli olarak bozulan siyah bir sıvımsı madde vardı, hareket ediyordu. Enjektörü, kalbine sapladı ve sıvıyı vücuduna aktardı. Bunun üstüne, Somewhere Someone, boğazı yırtılana kadar bağırdı ve kesilen sağ eli yerine, simsiyah, görüntüsü bozulan, pençe benzeri bir el çıktı. Sağ kolunun damarları siyahlaşmaya başlamıştı. Şimdi durumlar eşitlemişti.
Mikail, kılıcını yerden çıkardı ve Somewhere Someone'ı en son duyduğu yere doğru yöneldi ve oraya kılıcı ile atıldı fakat kılıcı boşluğa savrulmuştu. İşte şuan iç güdüleri onu yanıltmıştı ve Somewhere Someone'ın yerini göremiyordu. Küçücük şey neredeydi? Yoksa kaçmış mıydı? Hayır, O'nun varlığını hala hissediyordu ama yerini bilmiyordu ve bu durum, tüm yaşamında yaşamadığı korkuyu ona yaşatmıştı, bir ölümlü onu yaralayıp bu kadar korkutabiliyorsa, O'nu görememek ve saldıracağı yeri bilmemek, resmen ölüm korkusu yaratıyordu.
Somewhere Someone, yeni eliyle, Mikail'e saldırdı ve O'nun dengesini kaybetmesine sebep oldu, kılıç elinden fırlamıştı ve bu Somewhere Someone'ın yüzüne bir gülümseme kondurmuştu. Sol eliyle, Mikail'in yüzüne yumruk, sağ eliyle ise pençe atıyordu, her yere kan sıçrıyordu. "GEBER SENİ LANET ŞEY!" diye bağırdı Somewhere Someone.
Mikail, boşta olan eliyle, Somewhere Someone'ın kafasına yumruk atıp onu kenarı fırlattı ve ayağa ağır bir şekilde kalktı. Çok fazla kanıyordu, artık konuşamıyordu bile. Bir sinir patlaması ile, Mikail'in sırtından, dokunaçları yenilenmiş bir şekilde tekrar çıktı, dokunaçlar, Mikail'i havaya kaldırdı ve Somewhere Someone'a doğru, agresif bir biçim ile yaklaşmaya başladılar ve üstüne atladılar.
Somewhere Someone, son bir deneme olarak, yerdeki alevli kılıcı tuttu ve üstüne atlayan Mikail'in göğsüne doğru sapladı. Mikail'in zırhı delinmişti. Somewhere Someone, kılıcı daha sert kavradı ve yukarıya doğru kaldırıp, Mikail'i kafasına kadar kesti ve kafasından çıkardı kılıcı. Mikail yere yığıldı ve hareketsiz kaldı. Ölmüştü. En güçlü Başmelek, Tanrı'nın Şampiyonu, ölmüştü. "İyi hissetmiyorum…" dedi Somewhere Someone, karnına baktığında, kanlar aktığını gördü. Ağır adımlarla ve duvarlardan destek alarak, alevli kılıç ile evin gizli çıkışına doğru yöneldi ve kapıyı açıp, Bölge-0'a, ofisine girdi. Ev, arkasından yok olmuştu.
"Başardım… Başardık… Occulta Archivum için tekrardan bir zafer… Şaka, şaka, ben başardım… Ha, ha… Şu durumda bile, egom izin vermiyor ya başarımı paylaşmaya… Gerçekten komik…"
